top of page
  • Yazarın fotoğrafıAli Salduz

Ay Carmela!

Güncelleme tarihi: 25 Mar



ALİ SALDUZ


Ay Carmela! İspanya iç savaşında Franco rejimitarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino'nun istemedikleri halde sahneye çıkmalarını ve arkasından gelen olayları konu ediniyor. Bu oyunda sadece dönemin koşulları anlatılmıyor. Anlatılan; bireye topluma ve insana dair olan bir çok durumu kapsıyor. Aslına bakılırsa tiyatronun vasıflarını ve anlatması gerekenleri tüm detaylarıyla seyirciyle buluşturuyor. Jose Sanchıs Sınısterra'nın eserini Naşit Özcan sahneye taşıyor ve Jose Sanchıs Sınısterra'nın ünlü eserinde Carmela karakterine Ada Alize Ertem, Paulino karakteri Çağatay Palabıyık yüzbaşı rolü ile Deren Özgen sahnedeki yerini alıyor. Birçok oyunda dekor ve oyunun baskınlığı yer değiştirirken bu oyunda farklı olan bir şey var: Dramaturji reji ve tasarımın ortak bir paydası ile bütünleşen bir sahne yapısı. Bunun için dramaturg Hatice Özcan ve sahne kostüm tasarımcısı Duygu Can'ı tebrik etmek gerekiyor. 

 

Carmela karakteri sanatçı olmanın ne denli bir sorumluluk getirdiğinin farkında toplumsal tavırlarını çizse de Paulino hayata karşı küskünlükleri olan fakat yaşamayı da bir o kadar seven bir görüntü sergiliyor. Oyun bu anlamda sadece toplumsal meselelerin değil ilişkileri ve karakterlerin iç dünyalarını da sahneye taşıyor. Carmela bir simge, bir umut ve ateşleyici bir unsur olarak günümüze kadar gelmiş olsa dahi o aslında bir kadın ve hepsinden önce bir sanatçı. Paulino ile olan ilişkileri de bu nedenle sonsuz bir tartışmadan öteye gidemiyor. 



Baskıların savaşın ve ölümlerin içerisinde olup bunları gözden gelmek Paulino için  bir problem arz etmese de Carmela boyun eğmeyi ve gözden gelmeyi bir seçenek olarak görmüyor. İşin sonu ölüme varsa dahi Carmela her tavrıyla her dansıyla her repliğiyle buradayım ve sizden sonra da burada var olacağım diyor. Yer yer Paulino üzerinden anlatılan Carmela bireyin düşünce üzerinde bıraktığı etkileri başka bir karakter üzerinden işliyor. Bunun nedeni ise kişinin değil fikrin ve duruşun akılda kalan ve sorgulanan yönleri. Tam olarak bu nedenle Carmela hâlâ ara sokaklarda, duvar yazılarında, şarkılarda ve toplumsal eylemlerde en ön sırada dans etmeye devam ediyor. 

“Bizim de sanatçılar olduğumuzu göz önüne almanız gerekir, alçakgönüllü sanatçılar... Sizin gibi değiller, orası açık, ama sanatçı. Yani teğmenim, şunu göz önüne almanız gerekir li sanatçılar için, verebileceklerinden daha azını vermek oldukça yıpratıcı. Üstüne üstlük kötü koşulları da eklersek buna... Anlıyor musunuz?” diyen Paulo’nun sözleri ile Ay Carmela’yı selamlıyorum ve yönetmen Naşit Özan’a sormadan edemediklerimi paylaşıyorum…


Oyunun zaman algısında yarattığı çapraz kurgu Carmela’dan çok Paulino’nun sürecine tanıklık etmemizi sağlıyor, Carmela’yı daha çok ikinci perdede  etkin görmeye başladık. Bunun nedeni Paulino üzerinden Carmela’yı anlatmak mıydı?


Naşit Özcan: Tabii ki bunun nedeni Paulino üzerinden Carmela’yı anlatmak. Aslında ilk gençlik zamanlarımda bu oyunu çalışırken Paulino’yu öldürmüştüm finalde. Bu ölüm anındaki sebep de şuydu; Paulino’yu da vuruyordu teğmen, ölüm anındaki bir dakikalık bir süreç vardır o sırada aklından geçenlerdi tüm gördüklerimiz. Fakat şu an daha farklı bir final söz konusu, Paulino’nun gitgellerini görüyoruz o aslında hâlâ rüya görüyor. Gerçeklikle hayal arasında gidip geliyor. Aslında işin içerisinde absürt öğeler var.

Yorumunuzda büyülü gerçekçiliği de işin içine kattığınızı düşünüyorum…

Tabi hepsi içe içe işlendi. Durum komedisi, gerçeklik ve soyutluk hepsi bu evrede iç içe kullanıldı.

Carmela ve Paulino’nun Teğmen ile konuşmaları her daim dördüncü duvara karşı oldu; özellikle Carmela’nın eleştirileri. Bu diyaloglar epik bir anlayışla dördüncü duvardan sızıp izleyiciye ulaşıyor gibi. Brechtyen öğeler kullandığınızı da düşünebiliriz miyiz?


Kesinlikle bu hesaplaşmanın içerisine seyirciyi de dahil ediyoruz. Bu çiftin özellikle Carmela’nın hayattayken yaşadıkları hayalet olarak da aynı tavırla süregeliyor. Paulino ise eşini ölmüş olmasına rağmen kıskanmaya devam ediyor. Brecthiyen ve absürt öğeler bu oyunun içerisinde kendisine oldukça fazla yer edinme şansı buldu.


Oyunda her şeye karşı güçlü duran bir kadın ve yaşam korkusu bir adamın toplumsal sorunlara farklı bakış açılarını gördük. Carmela’nın güçlü duruşu ilham verici cüretkâr olmasına karşın Paulino’nun pasif fakat etkileyici sitemleri oyun içerisinde arka planda kalmış gibi. Bunun nedeni bu kez Carmela’yı ön planda tutarak onu başkaldırının simgesi haline getirmek miydi?

Önümüzde iki karakter var, birisi başkaldıran ve isyankar tam bir sanatçı kimliğe sahip Carmela. Onun gibi bir karakter sanatçı olmanın sorumluluğunu hissederek yaşıyor. Paulino ise para kazanmak yaşadığı günü sağ salim bitirmek ve yürüyüp gitmek istiyor. 

Paulino’nun bir kırgınlığı var gibi, geçmişe şu ana ve kendisine karşı…

Paulino’nun kırgınlığı şuna dayanır: Ben iyi bir şarkıcıydım ama aynı zamanda şanssız bir şarkıcıyım diyor. Bu şanssızlık da onun hayata karşı bir küskünlüğü bir kırgınlığı olmasını yanında getiriyor. Paulino hâlâ iyi bir sanatçı olduğunu düşünüyor ama mevcut şartlar altında yalnızca parasını alıp gitmek istiyor. Fakat sanatçı isen ölümü göze alacak kadar omurgalı durman gerekiyor. Carmela’nın dimdik duruşu da Paulino’nun pasif sitemlerinin önüne ister istemez geçiyor.


Son olarak Ay Carmela! 21. Yüzyılda savaşların kıyısında bizlere ne söylüyor?

Çok zor bir soru sordun aslında, öncelikle iş savaşlar şu an hâlâ birçok ülkede süren iç savaşlar. Bütün bu savaşların içerisinde sanatçının ne kadar umut dolu ne kadar dik ve ne kadar sanatına bağlı kaldığını görüyoruz. Sanatçılar politikanın ve siyasetin üstünde görünmeyeni göstermeyi hedefliyor. Sanat olmadan dünya var olamaz. Carmela bize ne anlatıyor onun yaptığı doğru mudur? Aslında bu da tartışılmalıdır, gerçekten bir ordunun önünde onlara kafa tutmak ölümü göze almak mıdır doğru olan yoksa işini yapıp gitmek midir Paulino’nun yaptığı gibi… Kim olursan ol ne kadar doğru olursan ol sanatçıyı da sanatı da doğruları da öldürebilmek isteyenler var olacaktır.


AY CARMELA


YAZAN: Jose Sanchis SINISTERRA

ÇEVİREN: Yalçın BAYKUL

YÖNETEN: Naşit ÖZCAN

DRAMATURG: Hatice YURTDURU

MÜZİK: Emrah Can YAYLI

KOSTÜM - SAHNE TASARIMI: Duygu CAN

IŞIK TASARIMI: Özcan ÇELİK

EFEKT TASARIMI: Umut YÜZBAŞIOĞLU

HAREKET DÜZENİ: Özge MİDİLLİ

YARDIMCI YÖNETMEN: Özge MİDİLLİ

YÖNETMEN YARDIMCILARI: Melisa DEMİRHAN- Erkan AKKOYUNLU

SÜRE: 100 Dk. / İki Perde


15 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page